NİFAK/MÜNAFIK

Eylül 6, 2020 0 Yazar: Arznet

N  İ  F A K   N E D İ R ?

A) SÖZLÜK ANLAMI

Münafık, nifak kelimesinin ismi failidir. Yani nifak yapan demektir. Öyleyse’ nifak nedir?’ sorusuna cevap vermeliyiz. Nifak: NFK kökünden türemiştir. ‘Nefeka’ kelimesi: Eşyaya rağbeti olmak, tükenmek, azalmak, ruhu çıkmak, ölmek, arap tavşanı deliğinden çıkıp- girmek vs. gibi anlamlara gelir.(1)

Genelde münafık kelimesine esas teşkil eden ‘arap tavşanı’ veya ‘tarla faresi’ denilen hayvanın tünel kazarak oluşturduğu evinin iki kapılı olması, birinden girip diğerinden çık-ması’ Münafık kelimesinin türediği kök olarak kabul edilmiştir. İnfak kelimesinin de türediği ‘nefeka’ kelimesinin ‘bitmek, tükenmek, azalmak ve ölmek’ anlamlarından yola çıkarak; münafıkların bitmişliğini, tükenmişliğini, imanda azalmayı ve ölü bir kalbe sahip oluşlarını ifade için bu kelimenin seçilmiş olması muhtemeldir. Tarla faresinin de yaptığı fiilin aynı kökten gelmesi bu kelimenin münafıklara isim olarak seçilmesini kolaylaştırmış ve desteklemiştir.

B) KAVRAM TANIMI

Münafık sözlük tanımında da açıklandığı gibi; belirli bir karakter, düşünce ve yapıda olan insanlara verilmiş isimdir. Bu kimselerin karakteri içinde bulunduğu topluma göre değişim, derinliği olmayan düşünce ve inançlarında tereddüt ve şüphe, menfaatçi, hasetçi, gösteriş  düşkünü, korkak, tembel, fırsatçı, içi ile dışı bir olmayan, içten pazarlıklı, güven yoksulu, sinsi, bozgunculuk eğilimi olmak gibi hususlar yer alır.

C) MÜNAFIK KARAKTERİNİN TAHLİLİ

 1) Münafık karakterinin ortaya çıkışı: Münafık kavramı İslamiyet öncesinde mevzu bahis değildir. Dinin tebliği ve bir toplum oluşturulması, bu toplumda egemen hale gelinmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu sebeple münafıktan bahseden ayetler Mekke  döneminde değil, Medine döneminde inen  ayetlerdir. Medine’ye hicret eden Resulullah, orada İslami bir topluma riyaset etti. Medine halkının Evs ve Hazrec kollarına mensup insanların büyük çoğunluğu iman edip müslüman olmuştu. Fakat, daha önce kendileri Medine’nin sözü dinlenir eşrafından bazı kimseler, Muhammed’in gelişiyle kendilerinin değerinin kalmayacağına , sözlerinin dinlenmeyeceğine inanarak kendilerine tebliğ edilen dini pek önemsemediler, aynı zamanda toplumu bu dine yönelmekten alıkoyacak bir güç ve mekanizmaya da sahip değillerdi. Dolayısıyla toplumdaki yerlerini tamamen kaybetmemek için müslüman görünmek zorunda kaldılar. İçlerinde Resul’e karşı bir sevgi ve saygı eğemen değildi. Kıskançlık ve Resul’e gösterilen saygıdan dolayı haset ve nefret, kin içlerinde hastalık haline gelmişti. Üstü kapalı bir mücadele veriyorlar ve toplumu dinden uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Her fırsatta bozgunculuğa koşuyorlardı.

2) Münafıkların Temel Özellikleri:

a) Küfür ile iman arasında bocalama: Münafıklar iman ışığını görmüşlerdir. İçinde yaşadıkları şirk dininin ne kadar boş bir şey olduğunu anlamışlardır. Taptıkları putların yok oluşu ile onlar hakkında besledikleri sevgi ve saygı, korku duyguları kaybolmuştur. Fakat onların yerini bir bütün olarak Allah’ın dini de alamamıştır. Çünkü Resul’e karşı beslenen olumsuz duygular ve dinin kendilerine külfet getiren yönleri onları iman ile küfür arasında şaşkın bir halde bırakmıştır. Kur’an onların bu halini ‘karanlık bir gecede gök gürlemesi ve şimşekler arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimselere’ benzetir.(2) Onlar, karanlık cahiliye ortamında yaşarken Allah rahmeti ve bereketi sayesinde karanlığı aydınlatan Kur’an ışığı doğdu. Fakat bu ışık onların gözlerini kamaştırdı. Onlar korkularından gözlerini kapadılar, kulaklarını tıkadılar. Dilleri de tutuldu. Ne karanlığın faziletinden bahsediyorlar; ne de aydınlığın güzelliğinden. Karanlık hayatlarında elbette bir fazilet yoktu, fakat Kur’an’ın aydınlığı da gözlerini kamaştırdı. Kur’an onları şöyle tanımlıyor:

“Münafıklar Allah’ı aldatmaya kalkışırlar, Allah ise onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman istemiye istemiye/tembelce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı az bir şey dışında zikretmezler. İman ile küfür arasında gidip gelirler. Ne mü’minlere; ne de kafirlere tam bağlıdırlar…” (3)

b) Kalplerinde maraz vardır: ‘Maraz’ hastalık, sıhhatli olamama halidir. Münafıkla-rın kalbindeki maraz şüphe, tereddüt, keder, nifak ve haktan uzaklaşmadır.

“Kablerinde hastalık vardır… yalan söylü-yor oldukları için acı bir azap vardır.” (4)

“Kalplerinde hastalık olanların ‘bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz.’ diyerek o kafirlere koştuğunu görürsün.” (5)

“Münafıklar, mü’minlere kıyamet gününde şöyle seslenirler:’Biz sizinle beraber değil miydik?’ Mü’minler: ‘Evet, beraberdiniz, Fakat siz kendinizi aldattınız. Bize pusu kurdunuz. Allah’ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz. sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah’a karşı da aldattı.’ derler.” (6)

c) Dini bir tarafından tutar: Münafık dini her yönüyle kabullenmez. Bilhassa menfaatine değen ucunu görmemezlikten gelir. Kendi menfatini koruyan kısmını ise sımsıkı tutar.

“İnsanlar içinde Allah’a bir uçurumun kenarındaymış gibi kulluk edenler vardır, ona bir iyilik gelirse yatışır, başına bir bela gelirse yüzüstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.” (7)

Eğer bir savaş varsa; zafer yakın ve bol ganimet olursa savaşa koşar. Durum tehlikeli ve ölüm ihtimali varsa hemen kaçmanın yollarını araştırır. “Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı. Fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi.” (8)

d) Münafıklar bozguncudurlar: Münafıklar, kendi çıkarlarını korumak için her yola baş vururlar. Hatta toplum içinde anarşi çıkarırlar. Toplumda bozgunculuk edip, insanları birbirine düşürürler.

“Münafık erkek ve kadınlar birbirindendir. Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar. Elleri de sıkıdır. Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Doğrusu onlar fasıktır. ” (9)

“Onlara yeryüzünde bozgunculuk etmeyin!’ denildiği zaman ‘Biz ancak düzeltenleriz.’ derler. İyi bilin ki asıl bozguncular kendile-ridir. Fakat farkında değillerdir.” (10)

Özet olarak münafık karakterin özellikle-rini sıralayan münâfikûn suresinin anlamını dikkatle incelememiz konuyu kavramanıza yetecektir:

“Münafıklar sana gelince: “Senin şüphesiz   Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik ederiz” derler.  Allah, senin kendisinin resulü olduğunu elbette biliyor ve Allah, münafıkların da kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik ediyor. Onlar yeminlerini kalkan edinerek, Allah’ın yolundan alıkorlar. Yaptıkları gerçekten ne kötüdür!

Bu önceden iman edip, sonra inkar etmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalpleri mühür-lenmiştir. Artık anlamazlar.

Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı sıralanmış kof kütükler gibidirler. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır. Onlardan sakın, Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıyorlar?

Onlara ‘Gelin, Allah’ın Resulü sizin için mağfiret dilesin denildiği zaman başlarını çevirirler ve onların büyüklenerek uzaklaştıklarını görürsün.

Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasık topluluğa yol göstermez. Onlar:

“Allah’ın Resulü’nün yanında bulunanlara bir şey vermeyin de dağılıp gitsinler.” diyen kimselerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ama münafıklar bu gerçeği anlamazlar.

Eğer bu savaştan Medine’ye dönersek, şerefli kimseler alçakları  andolsun ki oradan çıkaracaktır. ” diyorlardı. Oysa şeref Allah’ın, Resulü’nün ve inananlarındır. Ama münafıklar bilmiyorlar.

“Ey imanedenler, sizi mallarınız ve çocuk-larınız Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır. Birinize ölüm gelip de ‘Rabbim, beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam.’ diyeceği zaman gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan infak edin. Bir kimsenin eceli gelince Allah onu asla tehir etmez, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (11)

İşte münafıkların hali ortadadır. Fakat münafıklarla nasıl geçinmek gerekir? Onların akibeti nasıl olacaktır? sorularına cevap vermeliyiz.

D) MÜNAFIKLARLA MÜ’MİNLERİN TOPLUMSAL  BAĞLARI

Münafıklar her ne kadar kesin mü’min sıfatını taşımıyorlarsa da kesin olarak kafir sıfatını da taşımıyorlar. İç dünyalarındaki dalgalanma bazen iman yönüne bazen de küfür yönüne yelken açıyor. Tabi ki durum Allah katında münafığın küfür safında olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yalnız toplum içinde, kalplerindekini sakladıkları için müslümanmış gibi muamele görüyorlar. Bu durum fiili olarak fesat çıkarmadan oturdukları zaman için geçerli; fesat çıkarmaya, toplumu bozmaya yönelik hareketlere giriştiler mi onlara gereken ceza verilir.

Her ne kadar sessizce oturdukları zaman onlara müslüman muamelesi yapmak gerekirse de bu onlarla dost olmayı, velayet bağlarını gerektirmez. Onlardan her zaman sakınmak, temkinli olmak müslümanların yararınadır.

Onların getirdikleri haberlere araştırmadan inanamamak gerekir. Yoksa toplumu ifsat edici sonuçlar ortaya çıkabilir. Allah, Resulüne münafıklra karşı nasıl bir tavır takınması gerektiğini şu ayetlerde açıklıyor:

“Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihat et, onlara sert davran. Barınakları cehennemdir. Ne kötü yer!” (12)

“Ey Peygamber, Allah’ın sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme!” (13)

“Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma, Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.” (14)

Allah’a itaatten ayrıldıkları için fasık olan münafıkların getirdiği haberlere araştırmadan, gerçekliğinden emin olunmadan inanılmaması gerektiğini aşağıdaki ayet bildiriyor:

“Ey İman edenler, size bir fasık haber getirdiğinde onu iyice araştırın; yoksa bilmeden bir topluma kötülük edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.” (15)

İman edenler,  münafıklardan sakınmak zorundadırlar çünkü; “münafık erkek ve kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar, elleri de sıkıdır. Allah’ı unuttular, bu yüzden Allah da onları unuttu. Doğrusu münafıklar fasıktırlar. Allah, münafık erkek ve kadınlara ve kafirlere içinde ebedi kalacakları  cehennemi hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir. Onlara devamlı azap vardır.” (16)

“Mü’min erkekler ve kadınlar da birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder ve kötülükten alıkorlar. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah, azizdir, hakimdir. Allah, mü’min erkeklere ve kadınlara temelli kalacakları içinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler hazırlamıştır. Allah’ın razı olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur.” (17)

Münafıklarla mü’minlerin münasebetleri aynı toplumun fertleri oldukları için iç içedir. Bazen müslüman bir ailede babayı ve ya anneyi, ya da çocuklardan birisini münafık bir karakter ile karşımızda bulabiliriz. Bize olan yakınlığı dolayısıyla içimiz sıkılabilir. Allah’ın buyrukları ile bunların bizden istedikleri arasında sıkışıp kalabiliriz. Bu bir imtihandır. Biz, her halükarda Allah’ın buyruğunu her şeyin üstünde tutmalıyız.

GÜNÜMÜZDE  MÜNAFIKLIK

Münafıklığın İslamî bir toplumun oluşumu ile ortaya çıktığını söylemiştik. Günü-müzde münafık var mıdır? Bunları hangi ölçüye göre tespit edeceğiz?

İçinde yaşadığımız dünya İslamî kaideler üzerinde ayakta durmuyor. Zalimlerin, gasıpla-rın ve aldatıcıların tahakkümü ve zorbalığı ile cahil insanoğlunun ifsat ettiği dünyamızda buna dur dilecek bir etkin İslâmî toplum da henüz mevcut değil. Fakat, münafık karakterli insanlar oldukça fazla. Bunun nedeni, toplumların  geleneksel de olsa, arı duru ve Hanifçe olmasa da bir İslâmî kültüre sahip olmaları, bir takım normlar oluşturmuş ve bu toplum içinde insanların bunlara uymak zorunda kalışı münafık tavırları ortaya çıkarır. Örneğin oruç yemenin çok ayıp sayıldığı Doğu ve İç Anadolu bölgelerinde oruç tutmayan ve gönlünde oruca bir saygısı olmayan kimseler bile oruç tutuyor görünürler. İslama saygılı ve dini  duyguları güçlü olan kitlelerin oylarını alabilmek için seçim dönemlerinde camilere giden, namaz kılan, konuşmalarında Allah’ı çok çok anan politikacılar seçildikten sonra başörtü düşmanlığı, laikliğin savunuculuğunu yapıyorlarsa, içki, kumar, faiz ve fuhşun yaygınlaşmasına ses çıkarmıyorlarsa, hatta bunları teşvik ediyorlarsa  münafıktırlar. Gösteriş için hacca gidip,  yurda dönünce şampanya patlatarak başarılarını kutlayan kimseler münafıktır.

Münafıklığın karakteristik özelliği iki yüzlülüktür. Günümüz tabiriyle çifte standartlılıktır. Müslüman müşterileri çekebilmek için İslamî kıyafetlere bürünüp, ölçü ve tartıda adaleti gözetmeyen, insanları sömürmek için her yolu meşru gören, yalan söyleyen, aldatan tüccar ve esnaf münafıktır. Müslümanlarla birlikte olduğu zaman İslamcı kesilen, onlardan ayrılıp İslam dışı bir hayat süren kimselerle bir araya gelince, müslümanların arkasından konuşan, onların taklitini yaparak eğlenen ve onları karalayan kimseler de münafıktır.

Müslümanların dikkatle sakınmaları gereken münafıkların başında İslâmî grupların içine sızan ajan-provakatör münafıklar gelir. Bunlar, müslümanların arasını açmak, onları birbirine düşman ederek güçlenmelerini ve tehdit unsuru olmalarını önlemek için çalışırlar. Müslüman grupların birbiri aleyhinde asılsız yalanlar ve iftiralar üretirler. Temelsiz ve suni fikri ayrılıklar icat ederler. Müslüman, münafıklık özelliklerini bilmeli,  bu tür özellikleri taşımaktan şiddetle kaçınmalı ve bu tür özellikleri taşıyan kimse-lerle dostluk ve velayet bağı kurmamalıdır.  Yoksa zamanla onun davranışlarında da aynı tür özellikleri görmek kaçınılmazdır. İnsanı nifaka, münafıklığa sevkeden şey dünyevi menfaatler ve şeytani telkinlerdir. Dünyanın gelip geçici, ahiretin ise kaçınılmaz son olduğunu  aklından çıkarmayan müslümanlar  şeytanın etkisinden kolay sıyrılarak nifaktan uzak durabilirler. Ama, dünyayı Allah’tan çok seven, ahireti hiç aklına getirmeyen kimseler Allah’a ve ahiret gününe iman ettiklerini söyleseler bile bu onlara bir fayda sağlamaz. “İnsanlardan bazıları Allah’a ve ahiret gününe iman ettiklerini söylerler oysa onlar mü’min değillerdir. Onlar, Allah’ı ve mü’minleri aldatmağa uğraşırlar; fakat kendilerinden başkalarını aldatamazlar da farkında olmazlar.” (17)

Dipnotlar:

(1) el-Müfredât fî garibil Kur’an, el-İsfihânî, s.765-766 (2) 2/Bakara:19      

(2) 4/Nisa:l42-143  

(3) 2/Bakara:10

(4) 5/Maide:52 (5) 57/ Hadid:14 

(6) 22/ Hac:11 

(7) 9/Tevbe:42 

(8) 9/ Tevbe:67   

(9) 2/Bakara:11-12

(10) 63/Münafikûn:1-10

(11) 9/ Tevbe:73; 66/Tahrim:9

(12) 33/Ahzab:1

(13) 33/Ahzab:48

(14) 49/Hucurat:6

(15) 9/Tevbe:68

(16) 9/Tevbe:71-72

(17) 2/Bakara:8-9